Başkan Soyer'den hükümete 'tarım' eleştirisi: Ne üreteceğini bilmeyen fabrika gibiyiz!

CHP’li Belediyeler Tarımsal Kalkınma Zirvesi'nde 'İzmir Tarımı' ile ilgili konuşan ve hükümetin mevcut tarım politikalarına dikkat çeken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, "Türkiye tarımı o gün ne üreteceğini bilmeden kepenk açan fabrikaya benziyor. İçinde ne olduğu belli olmayan fabrika olur mu? Olamaz. Çaresiz şehre göçüyorlar. Doğurduğu toprakları büyük tarım şirketleri elde ediyor. Hepsi birleşiyor ve kültürümüzü, doğamızı yıkıp geçiyor. Biz buna başkaldırıyoruz ve bu oyunu bozmaya çalışıyoruz" dedi.

Başkan Soyer'den hükümete 'tarım' eleştirisi: Ne üreteceğini bilmeyen fabrika gibiyiz!
01 Ekim 2021 - 13:41 - Güncelleme: 01 Ekim 2021 - 14:25

İstanbul Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde 160 CHP’li belediyenin yanı sıra 300’ün üzerinde tarım kooperatifinin katılımıyla gerçekleşen CHP’li Belediyeler Tarımsal Kalkınma Zirvesi’nde buluşmuştu.

İzmir'den gerek İzmir Büyükşehir Belediyesi, gerekse ilçe belediyelerin yer aldığı zirvede "Başka Bir Tarım Mümkün; İzmir Tarımı" temalı konuşmasını gerçekleştiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, hükümete 'millilik' üzerinden yüklendi.

TÜRKİYE'NİN İHTİYAÇ DUYDUĞU YENİ BİR TARIM POLİTİKASI OLUŞTURDUK
'Başka bir tarım mümkün' politikasının ilk olarak Seferihisar'da hayata geçirildiğini belirten Başkan Soyer, "Seferihisar'da geleceğin köyleri ile bu ateşi yaktık ve bu ateş tüm Türkiye'ye yayıldı. TEOS’da yüzlerce muhtarla bir araya gelerek kapatılan köylere tepkimizi gösterdik. Dedik ki ‘köyler mahalle haline gelmemeli, böyle olursa mahalle çöker’. Ne yazık ki haklı çıktık. Yasanın çıktığı günden bugüne Türkiye tarımı toplumun hiçbir kesiminin telafi edemeyeceği şekilde küçüldü. Bereket yerine kuraklık ve yoksulluk biçmeye başladık. İzmir'de bu büyük adaletsizliğe son vererek, yoksulluk ve kuraklık ile mücadele etmek için tüm Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu yeni bir tarım politikası oluşturduk. İzmir Tarımı ile başka bir tarım politikasını nasıl olabileceğini gösteriyor ve uyguluyoruz. İzmir Tarımı’nın farkını anlamak için 20 yıldır köylüsünü ve toprağını kuraklaştırıp yoksullaştırıp asıl onu anlatacağım. Bugünkü tarım politikasında tohumu değiştirmek yer alıyor" dedi.

HER KÖYLÜMÜZÜN DOĞDUĞU YERDE DOYMASINI SAĞLIYORUZ
Köylülerin tohumda dışa bağımlılığını ortadan kaldırmayı hedeflediklerini de belirten Soyer, "Bir üretici tohumda dışa bağımlı hale gelinde tarım ekonomisinin tüm ayakları dışa bağımlı hale geliyor. Tohum üretmeyi bırakıyor, tohumu dışarıdan alıyor, gübreleri de dışarıdan alıyor… Bu da giderek girdi maliyetlerini büyütüyor ve o köylüyü borç batağının içine sokuyor, toprağını kuraklaştırıyor. Üretici para kazanmak şöyle dursun, girdi maliyetleri nedeniyle cebindekinden de oluyor ve tarlasını satarak şehir göçüyor. İkinci önemli konu şu, tarlayı kim alıyor? Elbette ki büyük tarım şirketleri. Uygulanan tarım politikası bir gecede kapatılan 16 bin köy ile fiilen de kapanıyor. Küçük üreticiden endüstriyel üreticiye dönüşüyor. İzmir'de biz de tohumu değiştiriyoruz. Girdi masrafları yüksek ithal tohumlar nedeniyle yeniden atalık tohumlarımızı, destekliyoruz. Bu mücadelemize 2013 yılında Seferihisar'da ilk kez tohum takas şenliği düzenleyerek başlamıştık. Şimdi İBB'de bu tohumları kullanan üreticilerimize  alım garantisi vererek çok daha hızlı yaygınlaşmasını sağlıyoruz. Bir diğeri de küçük üreticilerimizi destekliyoruz. Alım ve satış garantileri ile küçük üretici kooperatiflerini güçlendiriyoruz. Piyasa koşullarında rekabet edebilmesini sağlıyoruz. İsteyen her köylümüzün doğduğu yerde doymasını sağlıyoruz" dedi.

BAŞKALDIRIYORUZ VE BU OYUNU BOZMAYA ÇALIŞIYORUZ
Türkiye'deki mevcut tarım politikasını 'fabrika' örneği üzerinden açıklayan Soyer, "İzmir tarımının yarattığı değişimin tam merkezinde tarımsal stratejik planlama sistemimiz yatıyor. Bu sistemi kurmamızın nedeni çok açık… Çiftçimizin kaderine terk edilmediği bir gelecek kurmak. Köylümüzü neyi ne kadar ekecek, ne kadar para harcayacak, ne kadar su harcayacak, bölgesinde o kadar su var mı, ürününü kaça kime satacak, günün sonunda ne kazanacak... Köylümüz şu anda bu soruların cevabını bilmiyor. Türkiye tarımı o gün ne üreteceğini bilmeden kepenk açan fabrikaya benziyor. İçinde ne olduğu belli olmayan fabrika olur mu? Olamaz. Çaresiz şehre göçüyorlar. Doyurduğu toprakları büyük tarım şirketleri elde ediyor. Hepsi birleşiyor, kültürümüzü ve doğamızı yıkıp geçiyor. Biz buna başkaldırıyoruz ve bu oyunu bozmaya çalışıyoruz. Tarımsal sistemimizde bundan vazgeçip bir bereket ekonomisi inşa etmeye çalışıyoruz. Bu mümkün. Tüm gelişmiş tarım ülkeleri bunu böyle yapıyor" diye konuştu.

TÜRKİYE'NİN TARIMINI ŞİMDİDEN İZMİR'DE İNŞA ETMEYE GAYRET EDİYORUZ
İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak tarıma ayırdıkları paya da dikkat çeken Soyer, "Başka bir tarım mümkün söylemi ile AB Yeşil Mutabakat düzenlemesi ile yerel kuralları tarif ediyoruz. Ayni yardımlar, alım satım garantileri ve üretimi doğrudan destekliyoruz. Tarımı sadece tarlada yapılan ve sonuçlanan bir faaliyet olarak görmüyoruz. Tohum aşamasından başlayıp son tüketiciye kadar uzanan süreçleri destekliyoruz. Satış ve pazarlamayı da en baştan planlayarak ürünlerin katma değerini büyütüyoruz. Ayrılacak kaynağın  Gayrı Safi Milli Hasıla’nın yüzde 1'inden az olamayacağını belirtmiştik. Tarım Bakanlığına ayrılan pay yüzde 3,9. İBB'nin 2021 de tahsis ettiği miktar ise 720 milyon lira. Yani yıllık bütçemizin yüzde 8'i... CHP'nin tarım ayaklarını eksiksiz uygulayarak geleceğin Türkiye'nin tarımını şimdiden İzmir'de inşa etmeye gayret ediyoruz. İzmir tarımı ekosistemi 6 halkadan oluşuyor. Ürün planlaması, tarımsal destekler, alım ve satış garantisi, tarımsal yatırımlar ve pazarlama, kırsal turizm ve izleme ve değerlendirme. Ürün planlamasının ana odağı çiftçimize yüksek gelir getiren ve su kaynaklarını tasarruflu kullanan yerel tohumları yaygınlaştırmak. İzmir tarımı ile ekonomik değeri yüksek suyu az kullanan ürünleri destekliyor ve tarımsal sulamada kullanılan suyu en az yüzde 50 azaltmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.

3 BİN 600 ÜRETİCİ TESPİT ETTİK VE SÖZLEŞMELİ ÜRETİM ANLAŞMALARI YAPTIK
Üretici için hayata geçirilen alım garantisine de dikkat çeken Başkan Soyer, "İzmir'de iklim ile uyumlu 5 ürün belirledik. Tümü yerli tohumlardan oluşan tarımsal mozaiğin birinci ayağı mera hayvanlığı, ikinci ayağı tarım ve baklagiller, üçüncü ayağı zeytin ve zeytinyağı, dördüncü ayağı üzüm -incir-badem gibi meyveler ve beşincisi ise kıyı balıkçılığı… Bunların tamamı İzmir'in küçük üreticileri tarafından yüksek miktarda üretiliyor. Buna yakında deniz tuzunu da ekleyeceğiz.  İzmir bu standartlara uyumlu üretim yapan 3 bin 600 üretici tespit ettik ve sözleşmeli üretim anlaşmaları yaptık. Yılsonuna kadar 10 bin üretici ile bu anlaşmayı yapmış olacağız. İzmir tarımını ekosisteminin ikinci halkası tarımsal destekler. Bu kapsamda 2 tarımsal eğitim kurumunu kuruluşunu başlattık. Çiftçilerin bilgi ve tecrübelerini geliştirecek. İlki bademlerdeki İzmir tarımı okulu, diğeri de İzmir tarım teknolojileri üniversitesi. Yüzde yüz eğitim verecek tarım lisemiz 2023-2024 eğitim yılımızda açılacak. Tarımsal danışmanlık alanlarımızda 3 konuda ücretsiz hizmet vereceğiz. Tasarım ve markalaşma, ihracat ve satış ile karlı ürün ve az su tüketecek ürün deseni. Mera hayvanları için 93 su içme göletleri yaptık. Bunlara 25 milyon TL harcadık. Yem maliyetlerine destek için 75 milyon TL'lik destek programları oluşturduk. Can Yücel tohum merkezi çalışmaları ile karakılçık buğdayı üretimini 13 bin dekarda ektik. Toplamdan 40 çeşit yerel tohumun üretimini gerçekleştirdik. Alım ve satış garantisi ise İzmir tarım ekosisteminin üçüncü ayağı. Tarım ekosisteminin 4'ncü ayağında İzmir tarımı ürünlerini işlemek için 3 büyük yatırım gerçekleştiriyoruz. Ödemiş et işleme, bayındır süt işleme, bayındır meyve kurutma ve paketleme tesisi olacak. Ödemiş tesisi ekim ayı içinde faaliyete girecek. Burada üreticimizden yıllık 85 milyon liralık ürün alıyoruz. Bayındır’da günde 100 ton süt işleme kapasitesine sahip tesisimizin temel atma törenini geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirdik. Bu yatırımla yılda 110 milyonluk ürün alarak küçük üreticiye destek olacağı. Ayrıca Halkın Bakkalı ağını kurduk ve kooperatiflerden yaklaşık 3 milyon ürün aldık ve doğrudan tüketiciye ulaştırdık. Ayrıca küçük üreticimizi fuarlarla dünyaya açtık. Terra Madre ve onun gibi fuarlarımızla üreticilerimizi doğrudan ihracatçı haline getiriyoruz. 2022’de düzenleyeceğimiz Terra Madre ile İzmir’den Türkiye’nin tüm küçük üreticilerine dünya gıda ticaretinin kapılarını açmış olacağız" dedi.

İZMİR SİZİN YANINIZDA OLACAK
Cumhuriyet Halk Partisi'nin ve CHP'li belediyelerin Türkiye'deki tarımı kurtaracağını belirten Soyer, "İzmir'e özgün bir biçimde kırsal havza planlaması yapıyoruz. Ne şekilde hangi faaliyete izin verilebileceğini tasarlıyoruz. Kırsal turizm planları İzmir'in farklı ilçelerinde 6 pilot ilçe için hazırlanıyor. Kır ve kent birbirinden koparsa ikisi de kendi içine çöker, kuraklaşır, yoksullaşır. Başka bir tarım mümkün diyerek hayata geçirdiğimiz İzmir tarımını şehrimizden başlayarak tüm ülkemizde köylü ve çiftçilerimize fayda sağlayacağına inanıyorum. Yerli ve milli olmak sözde değil özde olması gerekiyor. Bir ülke düşünün tarlaların bir bir boşalmasına göz yumuyorsunuz. Köklerinizden gelen ne varsa inşaat sektörüne kurban ediyorsun. Bir memleket düşünün yabancı tohumlar memleketi istila ederken topraklar çoraklaşıyor, göller bir bir kuruyor, yer altı suları kayboluyor. Tüm bunlar olup biterken o ülkeyi yönetenler yerli ve milli olma hamaseti yapmaya devam ediyorlar. Bizi biz yapan toprağımızdan suyumuzdan ve doğamızdan daha yerli ve milli ne olabilir? Tarım tekelleri daha da büyüsün, yabancı şirketler borç batağı altına ezilen köylülerimize karşı ithal tohum hayvan satsın diye topraklarımızın kuraklaşmasına ve halkımızın yoksullaşmasına göz yumamayız. Partimizi ve belediyelerimiz Türkiye tarımını kurtaracak. Milletimizin efendileri… Köylerimiz köktür, gelecektir. Toprağınız eksilmesin, bereketimiz tükenmesin, dağınız yıkılmasın. Daima sizlerden yanayız. İzmir sizin yanınızda olacak" diye konuştu.


YORUMLAR

  • 0 Yorum